Ardahan, tarih boyunca Kafkasya ile Anadolu arasında bir köprü olmuş, birçok farklı kültüre ve dile ev sahipliği yapmıştır. Bugün haritaya bakıp okuduğumuz pek çok ilçe, belde ve köy isminin kökleri, yüzyıllar öncesinin coğrafyasına, inançlarına ve özellikle bu bölgede uzun süre hüküm sürmüş Gürcü kültürüne dayanır.
Yer adları sadece birer tabela yazısı değil, o coğrafyanın hafızasıdır. Sokaktaki bir insanın gözüyle, her gün önünden geçilen veya tabelasında okunan bu isimlerin Gürcüce ile olan bağına daha yakından bakalım.
"Ardahan" İsmi Nereden Geliyor?
Eski Gürcü kroniklerinde (özellikle Kartlis Tskhovreba adlı tarihi kaynakta), Ardahan'ın efsanevi kurucusu olarak Mtshetos'un oğlu Cavahos gösterilir. Ancak şehrin ilk adının Ardahan olmadığı biliniyor. Şehir, başlangıçta mitolojik bir isim olan Kacta Kalaki (Şeytan Şehri) olarak anılmış, daha sonra Huri adını almıştır.
Zamanla bölge için Gürcüce kaynaklarda Artd'aani (არტაანი) veya Artd'ahani isimleri kullanılmaya başlanmıştır. Kelimenin kökenindeki "Arta", eski Farsça kökenli olup (Zerdüştlükteki tanrı/kavram Aşa/Arta) Gürcü coğrafyasında yaygın bir yer adı köküdür (Artd'anuci/Ardanuç, Artd'aşeni/Ardeşen gibi). Osmanlılar 16. yüzyılda bölgeyi fethettiklerinde, Gürcücedeki sert "t" sesini yumuşatarak "d" harfine dönüştürmüşler ve "Artd'aani" kelimesi günümüzdeki Ardahan şeklini almıştır.
Coğrafyanın Tabelaya Yansıması: Köy ve Belde İsimleri
Gürcüce yer adları genellikle o yerin coğrafi yapısını, bitki örtüsünü veya dini/sosyal bir özelliğini doğrudan tarif eder. Ardahan'ın köy isimlerindeki Gürcüce kökler, halkın o toprağa nasıl baktığının en net özetidir.
Dilden Dile Geçişin Mantığı
Sokaktaki insanın dilinde kelimeler her zaman "en kolay söylendiği" hale bürünür. Gürcüce; sessiz harflerin yan yana çokça bulunduğu (Mtkvari, Tskaro gibi) sert bir dildir. Yüzyıllar içinde bölgeye yerleşen Türk ve Kıpçak boyları ile Osmanlı yönetimi, bu kelimeleri kendi gırtlak yapılarına ve Türkçe ses uyumuna uydurmuştur.
Örneğin "Artd'aani"nin Ardahan'a, "Cvariskh'evi"nin "Carishev"e dönüşmesi tamamen bu doğallığın bir sonucudur. Bugün eski isimleriyle anılmaya devam eden birçok köy (Ur, Murka, Pangis, Döşeli/Tazeköy eski adıyla Beberek gibi), aslında Kafkasya'nın binlerce yıllık göç, yerleşim ve bir arada yaşama kültürünün en canlı kanıtıdır.
Yer adları sadece birer tabela yazısı değil, o coğrafyanın hafızasıdır. Sokaktaki bir insanın gözüyle, her gün önünden geçilen veya tabelasında okunan bu isimlerin Gürcüce ile olan bağına daha yakından bakalım.
"Ardahan" İsmi Nereden Geliyor?
Eski Gürcü kroniklerinde (özellikle Kartlis Tskhovreba adlı tarihi kaynakta), Ardahan'ın efsanevi kurucusu olarak Mtshetos'un oğlu Cavahos gösterilir. Ancak şehrin ilk adının Ardahan olmadığı biliniyor. Şehir, başlangıçta mitolojik bir isim olan Kacta Kalaki (Şeytan Şehri) olarak anılmış, daha sonra Huri adını almıştır.
Zamanla bölge için Gürcüce kaynaklarda Artd'aani (არტაანი) veya Artd'ahani isimleri kullanılmaya başlanmıştır. Kelimenin kökenindeki "Arta", eski Farsça kökenli olup (Zerdüştlükteki tanrı/kavram Aşa/Arta) Gürcü coğrafyasında yaygın bir yer adı köküdür (Artd'anuci/Ardanuç, Artd'aşeni/Ardeşen gibi). Osmanlılar 16. yüzyılda bölgeyi fethettiklerinde, Gürcücedeki sert "t" sesini yumuşatarak "d" harfine dönüştürmüşler ve "Artd'aani" kelimesi günümüzdeki Ardahan şeklini almıştır.
Coğrafyanın Tabelaya Yansıması: Köy ve Belde İsimleri
Gürcüce yer adları genellikle o yerin coğrafi yapısını, bitki örtüsünü veya dini/sosyal bir özelliğini doğrudan tarif eder. Ardahan'ın köy isimlerindeki Gürcüce kökler, halkın o toprağa nasıl baktığının en net özetidir.
- Akyaka (Kodushara / Kodistz'kğ'aro): Eski adı Kodistz'kğ'aro'dur. Gürcücede "tz'kğ'aro" (წყარო) kelimesi su kaynağı, pınar anlamına gelir. İsim basitçe "Kodi'nin Pınarı" veya "Oluklu Pınar" gibi bir coğrafi tariften doğmuştur.
- Sulakçayır (Cvariskh'evi): Hanak ilçesine bağlı bu köyün eski adı Cvariskh'evi'dir. Gürcücede "cvari / ჯვარი" (haç) ve "kh'evi / ხევი" (dere/vadi) kelimelerinin birleşiminden oluşur ve tam çevirisi Haçdere/Haç vadisi'dir. Köyün isminin Cumhuriyet döneminde "Sulakçayır" yapılması, orijinalindeki su/dere (kh'evi) temasının Türkçede "sulak" olarak kısmen yaşatıldığını gösterir.
- Ağzıpek (Cincirop / Cinçrobi): Bölgede bilinen en eski yerleşimlerinden biridir. Asıl adı "Cinçrobi"dir. Bu tür isimler zamanla halk dilinde yuvarlanarak "Cincirop" halini almış, daha sonraları ise Türkçe "Ağzıpek" olarak değiştirilmiştir.
- Edegül (Adaguli) ve Köprücük (Kh'eskar): Adaguli zamanla fonetik bir uyumla Edegül'e evrilirken; eski adı Kh'eskar (Heskari) olan köye Türkçe "Köprücük" denmesi tesadüf değildir. Gürcüce kökenli isimlerin içinde geçen "kh'idi" (köprü) ve "kari" (kapı) gibi kelimeler, yerin coğrafi konumunu (köprü başı, geçit) belirtir.
Dilden Dile Geçişin Mantığı
Sokaktaki insanın dilinde kelimeler her zaman "en kolay söylendiği" hale bürünür. Gürcüce; sessiz harflerin yan yana çokça bulunduğu (Mtkvari, Tskaro gibi) sert bir dildir. Yüzyıllar içinde bölgeye yerleşen Türk ve Kıpçak boyları ile Osmanlı yönetimi, bu kelimeleri kendi gırtlak yapılarına ve Türkçe ses uyumuna uydurmuştur.
Örneğin "Artd'aani"nin Ardahan'a, "Cvariskh'evi"nin "Carishev"e dönüşmesi tamamen bu doğallığın bir sonucudur. Bugün eski isimleriyle anılmaya devam eden birçok köy (Ur, Murka, Pangis, Döşeli/Tazeköy eski adıyla Beberek gibi), aslında Kafkasya'nın binlerce yıllık göç, yerleşim ve bir arada yaşama kültürünün en canlı kanıtıdır.