Prof. Dr. Abdullah BAY'ın 2023 yılında Van İlahiyat Dergisi'nde yayınlanan "Acara'da İslamlaşma: Vakıflar Üzerine Toplumsal Bir Okuma Denemesi" isimli makalesidir.
Özet
Gürcülerin İslam'la tanışması 7. Yüzyılın ortalarında ilk Arap akınları ile olmuştur. Daha ilk Müslüman Arap hâkimiyetinden itibaren kültürel etkileşim ile Gürcüler Müslüman olmaya başlamışlardır. Müslüman Araplar, Selçuklular, Moğollar zamanında özellikle Doğu Gürcistan'da İslamiyet yayılmıştır. Batı Gürcistan'da İslam'ın yayılışı Osmanlılar ile başlamıştır. Osmanlı Devleti'nin Gürcistan ile irtibat kurması ise Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon'u fethi ile başlar. Osmanlılar bölge ile irtibat kurduğu sırada Gürcistan coğrafyası küçük krallıklara bölünmüş haldeydi. Trabzon'un fethi ile Gürcistan sınırına ulaşılmış ve 1479'da Acaristan, Borçka ve Macahel çevresi Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bir yandan kuzeyden Sohum ele geçirilmişti. Ardından bölgede ilerlemeye devam eden Yavuz Sultan Selim, Trabzon valiliği sırasında 1508'de Güryel ve İmeret (Açıkbaş) Krallığı'nı haraca bağladı. Böylece Osmanlı sınırları, Karadeniz kıyılarının ötesine Batı Gürcistan içlerine kadar ulaşmıştı. Osmanlı egemenliğine giren Acara çevresinde artan ilişkiler sonucunda İslamlaşma halk arasında hızla yayılmaya başlamıştır. Bölgede İslam'ın yayılması iddia edilenin aksine yönetici tabakadan alta doğru değil halk tabakasından yönetici tabakaya doğru yayılmıştır. Aynı zamanda süreç ilgi çekici şekilde hızlıca gerçekleşmiştir. İslamlaşma sürecinde Acara'da özellikle halkın yardımıyla çok sayıda cami, mescit ve mektep inşa edilmiştir. Bölgede faaliyette bulunan vakıflar ve bunlara bağlı hizmet veren camiler ve mescitler, Rus ve Gürcü tarihçilerin iddialarının aksine Acara'da İslamlaşmanın 17. yüzyılın başında hızlı bir şekilde gerçekleştiğini göstermektedir. Bu hızlı yayılma sonucu Çürüksu'nun kuzeyine kadarki bölge Müslüman kimliğine bürünmüştür. Bu süreçte bölgede birçok cami, mescit ve mektep inşa edilmiştir. Bu araştırmada Acara, Batum, Gönye, Çürüksu ve Macahel'e ait çok sayıda Hurufat kayıtlarından hareketle Acara coğrafyasının kırsal yerleşim yerlerinde kurulmuş dinî yapılar ve görevlileri üzerinden elde edilen verilerle toplumsal bir okuma yapılarak İslamlaşma süreci değerlendirilecektir. Toplumsal bir okuma yapılarak Acara'da İslamlaşma süreci üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Giriş
Osmanlıların Anadolu'nun kuzeydoğusundaki Acara bölgesiyle irtibat kurmaları 15. yüzyılın ortalarına rastlar. 1461'de Trabzon'un fethiyle birlikte Acara bölgesine ulaşıldı. 1479'da yapılan akınlarla Batum çevresiyle birlikte Acara, Borçka ve Macahel ele geçirildi. Trabzon Sancakbeyi Şehzade Selim 1508'de Acara'nın kuzeyindeki Guria ve Kutais'e kadar akın düzenleyerek Batı Gürcistan'ın içlerine kadar girmiş, tahta geçtikten sonra da Çaldıran Savaşı sonrası Doğu Gürcistan sınırına kadar hâkimiyetini genişletmişti. Doğu Gürcistan'ın fethi ise Amasya Antlaşmasıyla (1555) gerçekleştirilmiştir. Bu antlaşmanın sağladığı barış dönemi uzun sürmemiş, yeniden başlayan savaş sonrası Lala Mustafa Paşa'nın 1578'de bölgeye düzenlediği seferle Kartli, Kahet, Tiflis ele geçirilmiştir. Ancak bu bölgelerde Osmanlı hâkimiyeti uzun süreli olmamıştır. Elden çıkan bölge tekrar 1724'te ele geçirilebilmişti.
Osmanlı idari taksimatına göre Acara bölgesi, fetihten sonra Batum/Gönye Sancağı adı altında teşkilatlandırılarak Erzurum Beylerbeyliği'ne bağlandı. 1580'de Erzurum'dan ayrılarak Trabzon-Batum Beylerbeyliği kuruldu. Daha sonra Trabzon Eyaleti'ne bağlandı. Batum, Trabzon Eyaletine bağlı sancak pozisyonunu uzun süre devam ettirmiştir. Tanzimat öncesinde Gönye, Batum ve Acara, Çıldır ve Trabzon eyaletleri arasında taksim edilmişti. Yukarı Acara, Aşağı Acara, Acara, Çürüksu, Macahel, Livane, İmerhev, Şavşat ve Ardanuç 987/1579'da kurulan Çıldır Eyaleti'ne bağlı iken, Batum ile Maradit çevresi Gönye Sancağı adıyla Trabzon Eyaleti'ne bağlı bulunuyordu. Tanzimat sonrası Batum, Gönye ve Yukarı Guria çevresi 1851 yılında kurulan Lazistan Sancağı altında teşkilatlandırılmış, bu idarî yapısını uzun süre devam ettirmiştir.
Bu araştırmada öncelikle Acara, Batum, Gönye, Çürüksu ve Macahel'e ait çok sayıda Hurufat kaydından hareketle Acara coğrafyasının başta dinî mekânları olmak üzere bölgedeki kırsal yerleşim yerlerinde kurulmuş vakıflar, dinî yapılar, çalışanları ve ücretleri belirlenecek, ardından elde edilen bu veriler toplumsal bir okuma yapılarak İslamlaşma açısından değerlendirilecektir.
1. Acara'da Osmanlı Vakıfları
Osmanlı toplumunda dinî, ekonomik, sosyal ve kültürel hizmetler temel olarak vakıflar aracılığıyla gerçekleştiriliyordu. Bu hizmetleri yerine getiren eğitim alanında mektep, medrese; sağlık alanında hastane; dinî alanda cami, mescit, tekke, zaviye; ticarî alanda han, kervansaray; ulaşımda yol ve köprü; şehir yaşamında suyolu, imaret gibi pek çok sosyal, ekonomik ve kültürel yapı vakıflar aracılığıyla inşa ve finanse edilmiştir. İmparatorluğun bir parçası olan Acara'da da bütün bu hizmetler vakıflar aracılığıyla gerçekleştiriliyordu. İncelememizin ana kaynağı olan Anadolu ve Rumeli kazaskerliklerinin ruznamçe kalemlerinde tutulan Hurufat defterleri bu amaçla hizmet veren vakıfların günlük tayin ve terfi işlemlerini ihtiva eder. Vakıflarda görevli imam, hatip, mütevelli, nazır, ferraş ve kayyım gibi görevlilerin atamaları karışıklığı önlemek amacıyla belli usullerle bu defterlere kaydedilmiştir. Bu usule göre vakıflarda görev boşaldığında atanmak isteyen kişi arzuhal sunar, bu istek yerel kadı veya naib aracılığıyla veya doğrudan kadı ve naib arzıyla kazaskerliğe iletilir, uygun görülmesi durumunda tevcih beratla gerçekleştirilirdi. Berat verilmesinin ardından, berat özetleri Hurufat defterlerine kaydedilirdi.
Gerçekleştirilen bu atamalar sonucu önemli sayıda defter serisi oluşmuştur. Günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Arşivi'nde (VGMVA) atik H. 1086-1103 (M.1673-1691) ve cedit H. 1102-1298 (M. 1690-1840) olmak üzere iki seri halinde tevcih kayıtlarının yer aldığı 216 defter bulunmaktadır. Bu defterler hem vakıf envanteri hem de görevlilerin özlük bilgilerinin tutulduğu defterler olarak da nitelendirilebilir. Defterlerde görevlilerin atama kayıtları, vakfın niteliği ve süreç içerisinde gerçekleştirilen işlemlere dair bilgiler yer almaktadır.
Bütün bu kayıtlar tarih ve sanat tarihi açısından vazgeçilmez bilgiler sunar. Bir şehrin veya bölgenin mimarî yapılarının belirlenebilmesi, banisi, yapılarda gerçekleştirilen hasar, tamir ve yeniden inşa gibi zamanla gerçekleştirilen değişikliklerin tespit edilebilir olması bu defterleri sanat tarihçileri için en temel kaynak konumuna yükseltmiştir. İçeriklerinden dolayı öncelikli olarak şehir ve sanat tarihi yazımında kaynak olarak kullanılmaktadır. Kayıtlar bunun yanında vakıf kataloğu vasfını taşıdığından sosyal tarihçiliğe de zengin veri sunmaktadır. Bundan dolayı bu kayıtlar, toplumsal değişimi karşılayan İslamlaşma üzerine yapılacak monografik çalışmalar için de temel kaynaklar arasına girebilir. İncelemede bu veri kaynağının sosyal araştırmalarda kullanılabilirliği, üretilebilecek bilgiler ve bilgilerin yeterlik ve sınırlılıkları tartışılacak, bunun için de bir inceleme örneği sunulacaktır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıflar Arşivi'nde (VGMA) Anadolu defterleri arasında dağınık halde bulunan Acara'ya ait bu defterler H.1108-1250 (M.1696-1834) tarihleri arasındaki kayıtları ihtiva etmektedir. Acara'yla ilgili kayıtlara, zaman zaman bu kazaya bağlı veya ayrı idarî birimler olarak yapılandırılan Batum, Macahel, Acara, Acara, Acara-i Sufla, Acara-i Ulya, Şavşad, Livane ve Gönye kayıtları arasında da rastlanmaktadır. VGMA'da Batum, Gönye, Acara-i Sufla, Macahel, Acara, kısmen Şavşat ve Livane'ye ait eski Acara sınırlarını oluşturan yerlerdeki toplam kayıt sayısı yaklaşık 467'dir. En eski atama kaydı H. 1108 (M.1696) tarihlidir. Kayıtlara göre Acara'da tevcihlerin neredeyse tamamı ibadet, eğitim ve vakıf idaresi üzerine yapılmıştır.
1.1. Camiler ve Mescitler
Defterlerde kayıtlı görevli atamalarından hareketle Gönye, Batum, Macahel ve Acara'da iki yüz yıllık sürede kaza ve köylerde mevcut cami ve mescitler, bunların banileri ve mescitlerin camiye dönüştürülme tarihleri hakkında bilgi edinmek mümkün olmaktadır. Hurufat defterlerinde 17. yüzyıl başından 19. yüzyıl ortasına kadar Acara sınırlarında yaklaşık 150'nin üzerinde dinî yapının adı zikredilmiştir. Batum, Acara ve Macahel çevresinde inşa edilen eserlerin banilerinin büyük çoğunluğunu köylüler, köylü hayırseverler, bunlar dışındakileri ise ağa, efendi ve tüccar gibi toplumun üst tabakasına mensup kişiler oluşturuyordu.
Bölgede inşa edilen dinî yapıların neredeyse tamamında inşaata başlamadan önce izin isteğinde bulunulmuştu. İzin gerekçeleri cemaatin çokluğu, yerleşim yerlerine uzaklık ve ahşap camilerin kısa sürede harap olması gibi dinî terminolojiyle ilişkili nedenlerdi. Bazı banilere inşa ettirdikleri camilerin imam hatip görevi tevcih edilmiştir. Cemaatin artması ve mescitlerin yetersiz kalması durumunda, bazı mescitler hayır sahibi kişiler veya köy halkı tarafından yeniden inşa edilmiştir. Bu yapılar arasında yine çok az sayıda mescit; cemaatin çoğalması veya ihtiyaca binaen hayır sahiplerinin veya ahalinin talebi, talebin kadı/naib arzıyla bildirilmesi ve padişah beratı ile minber konularak zamanla camiye dönüştürülmüştür. Bu şekilde ayrıcalık kazanan mescitte Cuma namazları kılınabiliyordu.
Kayıtlardan elde ettiğimiz verilere göre dinî yapıların neredeyse tamamı cami, birkaç mescit ve genellikle bunların yanına açılan sıbyan mektebinden oluşuyordu. Bölgede tasavvufun etkisini gösteren herhangi bir tekke kaydı yoktur. Ancak imam hatip olarak görev alan birkaç şeyh bulunuyordu. Kayıtlarda mescit sayısının azlığı tescille doğrudan ilgilidir. Belgelere yansıyan tarihler inşa tarihinden ziyade ilk görevli atamalarına karşılık gelen tescil tarihlerine işaret etmektedir. Birçoğunun tescil tarihinden önce de uzun yıllar mescit olarak hizmet verdiğini imam hatip atamasıyla da tescile girdiğini gösteren bilgiler vardır. Bu sebeple bazı örneklerden hareketle camilerin tescilden önce 50-60 yıllık bir hizmet geçmişi bulunabileceği sonucuna ulaşılabilir.
Hurufat defterlerinde Acara'da tescile giren yaklaşık elliden fazla cami ve mescit, Batum Kazasına bağlı köylerde elliye yakın cami ve mektep, Macahel'de otuzdan fazla dinî yapı bölgenin İslam kimliğiyle bütünleştiğine işaret ediyor.
1.1.1. Batum/Gönye Camileri
Batum Kalesi Camii: Kayıtlarda "Batum" çoğunlukla "maâ Gönye" olarak da zikredilmektedir. Batum Kalesinin içindeki caminin varlığına dair ilk kayıt 1709 tarihlidir.
Luhye Camii: Gönye Kazasına bağlı adı geçen köyde halk tarafından inşa edilmiştir.
Makriyal Camii: Hakkındaki ilk kayda 1699'da rastlanmaktadır. Gönye Kazasına bağlı adı geçen köyde inşa edilen camiye 1705 tarihinde imam hatip tayin edilmiştir.
Gönye Camii: 1710 yılında Gönye Köyünde inşa edilmişti.
Maradid Camii: Gönye Kazasına bağlı Maradid Köyünde bulunuyordu. Yakın bir yerde cami bulunmadığından "sevab-ı cum'adan mahrum" olmamak için ahali yardımıyla inşa edilmişti.
Ahalşen Camii: Gönye Kazasına bağlı Ahalşen Köyünde köylüler tarafından yeniden inşa edilmişti.
Beğlevan Camii: Cami hakkındaki ilk kayıt 1750 yılına aittir. Adı geçen köyde ahali tarafından yaptırılmıştır.
Maradid-i Sufla Camii: Bazı belgelerde aşağı Maradid olarak da geçen Batum Kazasına bağlı adı geçen köyde halk tarafından inşa ettirilmişti. Camiye ait ilk bilgiye 1737 tarihli bir kayıtta rastlanmaktadır. İlgili kayıttan caminin yeni inşa edildiği anlaşılmaktadır.
Orta Batum Camii: Batum Kazasına bağlı Orta Batum Köyünde ahali tarafından inşa edildi. Camiye eklenen minber aynı zamanda Cuma namazı izni de bulunduğunu göstermektedir.
Gibe Camii: 1752 yılında halk tarafından yaptırılan camiye çok geçmeden minber de eklenmiştir.
Gönye Kalesi Camii: Cami hakkındaki ilk kayıt 1753 tarihine aittir. Bu tarihte Gönye Kalesinde bulunan camiye şeyh atanmıştır.
Ucheti Camii: Batum Kazasına bağlı adı geçen köyde bulunan cami muhtemelen Ekmekçi Osman Ağa tarafından yaptırıldığından kendi ismiyle anılmıştır. 1739'da mescide minber eklenerek cami haline getirilmiştir.
Abuıslah Camii: Abuıslah Köyünde yer alan cami belgelerde daha çok Elhac Süleyman Bey Camii olarak geçmektedir.
Sucuna Camii: 1735'te köy ahalisi tarafından inşa edilmiştir.
Kapnistav Camii: Cami köylüler tarafından inşa edilmiştir. Köyün Sarize mahallesinde köylüler tarafından başka bir cami daha inşa edilmişti.
Çakvi/Çakvistav Camii: Çoğu belgede iki orman arasında bulunduğu belirtilen köyden "Çakvi maâ Çakvistav" olarak birlikte bahsedilir. Köyün Şahinoğlu Mahallesinde ahali tarafından bir cami daha inşa edilmişti.
Soshoba Camii: Camiye ait ilk kayda rastladığımız 1754/1755'te imam hatip ataması yapılmıştır. 1794 tarihli bir kayıtta köy Livane Kazasına bağlı görünmektedir.
Sukurca Camii: Cami köy halkının yardımıyla yaptırılmıştır.
Mirvet Camii: 1764 yılında yaptırılmıştır.
Sarp Camii: Halk tarafından inşa edilmiştir.
Gorolistav Camii: 1767'de cami aynı köyden Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Yine aynı köyde Gorolistavmağalor adındaki yerde Salih tarafından yaptırılan bir cami daha bulunuyordu.
Kahaber Camii: 1773'te halk tarafından inşa ettirilen caminin ilk imam ve hatiplik görevine atamalar gerçekleştirilmiştir. 1806'da çıkan bir yangında tamamen yanan cami yeniden yaptırılmıştır.
Helvaçavr Camii: Cami 1770 yılında Abdurrahman adında bir hayırsever tarafından inşa edilmiştir.
Ahalşen Camii: Caminin varlığından ilk defa 1774'te müezzin atamasından dolayı haberdar olunmaktadır.
Tihirnal Camii: Diğer bazı belgelerde Tirnal olarak geçmektedir. Cami ilk defa 1774'te Mehmed'in imam atamasından dolayı kayıtlara yansımıştır.
Ohordiya Camii: Köy ahalisi tarafından inşa edilmiştir. Cami hakkındaki ilk kayıt 1774/1775 tarihine aittir,
Erge Camii: Cami hakkındaki ilk bilgi 1734 tarihine aittir. Bu tarihte Mehmed adında birinin minber eklemesiyle mescit, camiye çevrilmiştir.
Sameba Camii: 1789'da Çakvi Nahiyesine bağlı köyde ahali tarafından inşa edilmişti. 1826/1827'de minber eklenerek Cuma namazları kılınmaya başlanmıştır.
Kivrike Camii: Ahali tarafından inşa ettirilen camiye 1768'de imam hatiplik görevini yerine getirmek üzere Süleyman atanmıştır.
Dakva Camii: 1790'da halk tarafından yaptırılmıştır.
Aho Camii: 1789'da Beğlevan Nahiyesine bağlı köyde inşa edilmişti.
Hala Camii: 1762'de halk tarafından inşa edilen camiye "ahali-i karye iltimaslarıyla hatib ve imam tayin olunmak lazım ve mühim olmağın" imam hatip görevlendirilmiştir.
Zituret Camii: 1775'te halk tarafından inşa edilmiştir.
Çayköy Camii: 1778'de halk tarafından inşa edilmiştir.
Borçka Camii: Camiye ait ilk kayıt 1736 tarihine aittir.
Simonet Camii: 1833'te köy Beğlevan Nahiyesine bağlı gözükmektedir. Cami, Osman adında hayırsever bir kişi tarafından inşa edilmiştir. 1833'te Osman Efendi b. Hüseyin ve Mehmed b. Ali'nin gayretleriyle minber eklenmiştir.
Maho Camii: 1731 yılında halk tarafından yaptırılmıştır.
Mahincavur Camii: 1787 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Çuvadet Camii: Gönye'ye bağlı olan köyün "civarında karyeler baîd..." olduğundan inşa edilmiştir.
Arçvet Camii: 1739 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Kataphiya Camii: Köye yakınında cami olmadığından İbrahim tarafından inşa ettirilmiştir.
Mehmed Paşa Camii: Batum kasabası yakınında Faş muhafızı Mehmed Paşa Sarayının yanında Mir Mehmed Paşa tarafından inşa ettirilmiştir.
Agara Camii: Halk tarafından inşa edilmiştir. 1765'te cami Acara Kazasına bağlı gözükmektedir. Bu tarihte Agara, Anaza mahallesi ve Mihalaze'de cami olmadığından bir cami inşa edilmiştir.
Gidrevet Camii: Ahali tarafından yaptırılmıştır. 1809/1810'da Mehmed b. Osman "ber vechi hasbi" imam hatip görevinde bulunuyordu.
Zedvake Camii: 1813 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Coco Camii: 1828 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
1.1.2. Acara Camileri
Sağoreti Camii: 1720 yılında köylü tarafından inşa edilmiştir.
Zendidi Camii: 1721 yılında Acara-i Sufla Kazasına bağlı Zendidi Köyünde bulunan cami, Mehmed tarafından yaptırılmıştır.
Neniya Camii: 1769'da köylü tarafından inşa edilmiştir. 1806/1807'de camiye minber konularak Cuma namazı kılınmaya başlanmıştır.
Zentzmani Camii: Camiye ait ilk kayıt 1774 tarihine aittir.
Kvara Camii: 1833'te Çürüksu Kazasına bağlı görünmektedir. Halk tarafından inşa edilmiştir.
Tshemna Camii: Camiye ait ilk kayıt 1770 tarihine aittir.
Salta Camii: 1745 yılında köylü tarafından inşa edilmiştir.
Keda Camii: Diğer adı Yusuf Bey Camiidir. 1761 yılında inşa edilmiştir.
Hohna Camii: 1772 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Acarisağmarti Camii: 1759/1760'ta Köprübaşı mevkiinde inşa edilmişti.
Merisi Camii: 1726'da Acara-i Sufla Kazasına bağlı aynı isimdeki köyde ahali tarafından inşa edilmiştir.
Vayo Camii: 1772'de Hasan b. Feyzullah tarafından inşa ettirilmiştir.
Kuvaşta Camii: 1772'de halk tarafından inşa edilmiştir.
Zonyaris Camii: Camiye ait ilk kayıt 1767 tarihine aittir.
Aho Camii: 1767'de halk tarafından inşa edilmiştir.
Alme Camii: Camiye ait ilk kayıt 1745 tarihine aittir,
Hihazir Camii: Camiye ait ilk kayıt 1779 tarihine aittir.
Gugnize Camii: 1785 yılında Acara Kazasına bağlı Şevabur, Abbaze, Guçula, Façko ve Alikoğulları köylüleri tarafından yaptırılmıştır.
Beğleti Camii: Camiye ait ilk kayıt 1800 tarihine aittir.
Mahonseti Camii: Acara-i Sufla'da bulunuyordu. Camiye ait ilk kayıt 1791 tarihine aittir. Cami 1801/1802'de Köprübaşı Mahallesi ahalisinin yardımlarıyla yeniden inşa edilmiştir.
Baş Cano Camii: Köylüler tarafından yaptırılmıştır. Camiye ait ilk kayıt 1789 tarihine aittir.
Guretor Camii: Cami 1773'te Ali Ağazâde Molla Mehmed tarafından inşa edilmiştir.
Daçidze Camii: 1790 yılında Tumaş, Dacize, Zilon, Şuban ve Kubaleti adındaki köylere hizmet vermek üzere Dacizeler mahallesinde ahali tarafından inşa edilmiştir.
Mağlagoni Camii: Cami 1760 yılında yeniden inşa edilmiştir.
Deyvat Camii: Camiye ait ilk kayıt 1792 tarihine aittir.
Mihalake Camii: Camiye ait ilk kayıt 1779 tarihine aittir.
Gorjomi Camii: Cami 1728'de yeni inşa edilmiştir. 1761 tarihinde köylüler tarafından ikinci defa inşa edildiği anlaşılmaktadır.
Didacara Camii: Camiye ait ilk kayıt 1761 tarihine aittir.
Cuvana Camii: 1776'da köylüler tarafından "nehr-i kebirin beyninde" inşa edilmiştir.
Halakvani Camii: 1784 yılında ahali tarafından inşa edilmiştir.
Gulebi Camii: 1806 yılında Yusuf Bey tarafından inşa edilmiştir.
Yukarı Dologani Camii: Köy yakınında cami olmadığından 1763 yılında köylüler tarafından yaptırılmıştır.
Kirnat Camii: 1763 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Cançgalo Camii: Kilise yeri denilen mevkide köylüler tarafından inşa edilmiştir.
Zansul Camii: 1765'te köyde cami olmadığından köylüler tarafından inşa edilmiştir.
Romanovl Camii: Cami hakkındaki ilk kayda 1776/1777'de rastlanmaktadır. Ali b. İbrahim tarafından inşa edilmiştir. Cami Kukınabavr, Romanavl ve Gulaveri köylerinin ortak camii olarak hizmet veriyordu. Caminin banisi olan Ali b. İbrahim'e imam hatip görevi tevcih edilmiştir.
Akutsa Camii: 1777 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Zendidi Camii: Camiye ait ilk kayıt 1778 tarihine aittir.
Gurta Camii: Camiye ait ilk kayıt 1780 tarihine aittir. Dusho ve Sakinoğulları köylerine hizmet veriyordu.
Girikve Camii: Camiye ait ilk kayıt 1788 tarihine aittir.
Ziri/Dziri Camii: 1788'de halk tarafından inşa edilmiştir.
Tbeti Camii: 1818/1819'da nahiye olarak geçmektedir. Ahali tarafından inşa edilmiştir.
Tshomorisi Camii: Camiye ait ilk kayıt 1818 tarihine aittir.
Tbazol Camii: Camiye ait ilk kayıt 1820 tarihine aittir. Ahali tarafından inşa edilmiştir.
Çihutunet Camii: Camiye ait ilk kayıt 1796 tarihine aittir.
Hatuniye Camii: Hatuniye vakfı arazisinde bulunan Hoşoğlan denilen mevkide Makulzâde Hasan tarafından inşa edilmiştir.
1.1.3. Macahel Camileri
Kilise Mescid Camii: 1731'de minber konularak camiye çevrilmiştir. Daha önce de mescit olarak kullanıldığı anlaşılıyor.
Cihutunet-i Sufla Camii: Camiye ait ilk kayıt 1762 tarihine aittir.
Eprat Camii: Yakın yerde cami olmadığından köy ahalisi tarafından 1761 yılında yaptırılmıştı. 1771/1772'de minber konularak camiye çevrilmiştir.
Hertvis Camii: 1735'te ahali tarafından inşa edilmiştir. 1735'te "karye cemaâti kebir" olduğundan mescit minber eklenerek camiye çevrilmiştir.
Çikuneti Camii: Camiye ait ilk kayıt 1764 tarihine aittir. Cami 1771'de yeniden inşa edilmiştir.
Milis Camii: Camiye ait ilk kayıt 1766 tarihine aittir.
Mindiyet Camii: 1766 yılında halk tarafından yaptırılmıştır.
Canigur Camii: 1767 tarihinde ahali tarafından inşa edilmiştir.
Urfan Camii: 1767 yılında köyün hayırseverlerinden Salih tarafından yaptırılmıştır.
Bzubzu Camii: 1788 yılında halk tarafından inşa edilmiştir. 1772'de köy sakinlerinden Makulzâde Hasan mescide minber ekleyerek camiye çevirmiştir. Köyün Sebinoğlu Mahallesinde de Süleyman Ağa tarafından inşa ettirilen bir cami bulunuyordu.
Guntavuri Camii: 1830 yılında Abuksa ve Gantavuri köylüleri tarafından inşa edilmiştir. Camii heyelandan harap olmuş, bunun üzerine cemaat Abuksa Camiine yönlendirilmiştir. Bu sırada hayırseverlerden Ahmed b. Osman Abuksa köyünde cami inşa etmiş ve camiye minber eklenerek Cuma namazı kılınmaya başlanmıştır. 1830/1831'de Gantavuri Köyünde de ahali tarafından yeniden cami inşa edilerek minber eklenmiştir.
Varcanisi Camii: 1774 yılında Acara-i Sufla'da bulunan cami köylüler tarafından inşa edilmişti. Varcanisi ve Takmakaran köylerine hizmet veriyordu. Bitişiğinde muallimhane bulunuyordu. 1804'te köy camisi harap olduğundan ahali tarafından yeniden inşa edilmiştir.
Sahamota Camii: 1801 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Dandalo Camii: 1805 yılında Dandalo Nahiyesinde Zıvamota Köyü ahalisi tarafından inşa edilmiştir.
Sahlet Camii: Camiye ait ilk kayıt 1786 tarihine aittir.
Akliya Camii: 1760 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Şuvahev Camii: Camiye ait ilk kayıt 1807 tarihine aittir,
Orsva Camii: 1765 yılında Elhac Hacı Mustafa tarafından inşa edilmiştir.
Hulo Camii: 1794 yılında Seyyidhan adında bir hayırsever tarafından inşa edilmiştir.
Zundagi Camii: Camiye ait ilk kayıt 1773 tarihine aittir.
1.2. Görevliler
İmam, hatip, aşirhan, müftü, müezzin ve camilerde halka açık dersler veren dersiam (müderris) Acara'da dinî yapılarda karşımıza çıkan başlıca görevlilerdi. Temizlikten sorumlu ferraş, eşyaları koruyan kayyım ve vakıf idarecisi olarak görev yapan mütevelli yardımcı görevlilerdi. Büyük camilerin bulunmadığı bölgede bu tür yardımcı görevlilere nadiren rastlanılır.
Görev tevcihleri "lazım olmağla, tecdid, ibka, inayeten" yapılıyordu. Genellikle ilk atama, yeni görevlendirme, tahta geçen padişahın onayı veya kaybedilen beratın yenilenmesi "lazım olmağla, müceddeden, tecdid" olarak ifade ediliyordu. Ölüm, ferağ (rıza ile çekilme), kasr-1 yed durumunda görevin boşalmasıyla "mahlûlünden tevcih" ediliyordu. "Nâ-ehil, nâ-müstehak, gadr-i külli, sûihal, tarık-ı hizmet, muattal olma, mefkûd" gerekçeleriyle görevden alma (ref) sonrası yapılan atamalara da rastlanılır. Görev değişiklikleri, görev almak isteyenlerin veya ahalinin arzuhalleri, vakıf yöneticilerinin (mütevelli, nazır) başvuruları, kazaların arz yetkisine sahip vakıfları idare etmekle görevli kadı ve naiblerin arz sunmasıyla gerçekleşiyordu. İdarecilerin arzları da tevcihlerde etkiliydi.
Görevlilerin vefatı veya görevden ayrılması durumunda görev öncelikli olarak gerekli eğitimi aile içinde alabilmeleri beklentisiyle erkek evlada, kardeşe veya yeğen gibi yakın akrabalara verilmiştir. Aile arasındaki geçişler zamanla kapalı sisteme dönüşmüştür. Dedenin veya babanın beratıyla torunu görev alabiliyordu. Ancak soyun sona ermesi veya liyakatli kimse bulunmaması durumunda görev aile dışına geçiyordu.
Tevcihlerde halkın tercihi önemli bir etkendi. Atamalarda halkın tercihi göz önünde bulunduruluyor, halkın memnuniyetsizliğini bildirmesi durumunda görevliler değiştiriliyordu. Bütün bu tevcihlerde liyakat önemli bir etkendi. Tevcih edilen görevlinin liyakatsiz olduğu anlaşıldığında yerine başkası atanıyordu. Belgeler tevcihlerde sık sık anlaşmazlıklar yaşandığını gösteriyor. Anlaşmazlıklarda özellikle başkentte bulunan yöreden kişilerin şahitliğine başvuruluyordu.
Acara vakıflarında görevliler yevmiye (günlük) 0,5-1, 10 akçe arasında değişen oranlarda ücretler almışlardır. Bölgede büyük gelirli vakıfların bulunmayışı sebebiyle yüksek ücretli vakıf çalışanına rastlanmaz. Kayıtlı görevlilerin çoğunluğunun ücretleri günlük 0,5-1 akçe arasındadır. Batum ve Gönye çevresinde görevli ücretleri dikkat çekici şekilde daha yüksektir. Günlük 6-10 akçe arasında ücret alan önemli sayıda görevli belgelere yansımıştır. Görevliler arasında çok sayıda kişi karşılıksız (hasbî) görev yapıyordu. Bunlar arasında yeterli vakıf gelirlerine sahip cami görevlilerinin de yer alması gelir yetersizliğinden ziyade bunun bilinçli bir tercih olduğunu gösteriyor. Belgelerde karşımıza sıkça "hasbî" olarak çıkan kayıt, imam ve müezzin gibi görevlerin ücretini vakıf gelirinden tahsil etmeyerek karşılıksız yerine getirmeyle ilişkili görünüyor.
1.3. Vakıf Gelirleri
Osmanlı'da birçok dinî yapının inşası, hizmet ve personel masrafları için gerekli harcamaların karşılanması kent merkezlerinde kamu finansmanı ve taşınmaz gelirlere sahip vakıflarla, kırsalda çoğunlukla para vakıflarıyla karşılanmıştır. Acara'da bölgenin dağlık ve kentleşmenin sınırlı olması sebebiyle klasik dönemde büyük gelirlere sahip vakıflara rastlanmaz. Bu boşluğu avarız, nüzul ve para vakfı doldurmuştur. Para vakıflarına dayalı bu finansman ve atama usulü Osmanlı idaresinin yıkılışına kadar 19. yüzyıl boyunca varlığını devam ettirmiştir.
Buraya kadar öncelikle vakıflar ve sanat tarihi açısından değerlendirdiğimiz çok sayıda dinî yapı kayıtları bölge üzerine yapılan toplumsal tespitleri sorgulamayı gerekli kılmaktadır. Bunların başında da Acara'nın İslamlaşma süreci üzerine ileri sürülen tespitler gelir. Bu tespitler 19. yüzyılda bölgeye hâkim olan Rusya'yı bölgede etkin kılma amacıyla söylem geliştiren Rus tarih yazıcılığının Gürcü tarihçiliğine bir mirasıdır. İleri sürülen bu tezler şu şekilde özetlenebilir: Gürcü soylular kariyerlerini korumak için Osmanlı iktidarına yanaşmışlar, yerel halk da kendilerini zorlayan idareci sınıfı takip ederek veya Osmanlı idaresinin zorlamasıyla birkaç yüzyıla uzanan gönülsüz, yavaş ve geç denilebilecek bir tarihte Müslümanlaşmıştır. Neredeyse bütün araştırmalar İslamlaşmanın 19. yüzyılın başı veya ilk çeyreğinde gerçekleştiğine dair vurgulara sahiptir. Buna dayanak oluşturmak amacıyla da camilerin sahil boyundaki garnizonlar ve kentlerle sınırlı kaldığı, toplumsal direniş sebebiyle kırsal alanlara nüfuz edemediği vurgulanır. Dinî yapıların sayısal azlığı ve Acara'daki eserlerin tarihlendirilmesinde literatürden kaynaklı tarihlendirme yaklaşımları sıklıkla bu değerlendirmeleri desteklemek için kullanılmıştır.
İslamlaşmanın toplumsal bir haritasını sunan Hurufat defterlerinden elde ettiğimiz bilgiler mevcut değerlendirmeleri gözden geçirmeyi zorunlu kılmaktadır. Doğrudan halk tarafından finanse edilen dinî yapıların ve karşılıksız "hasbi" görev yapan vazifelilerin varlığı ve hatta sayısı İslamlaşmanın 19. yüzyılın başında gerçekleşmediği aksine 17. yüzyılın başı gibi çok daha erken tarihte önemli oranda merhale kat ettiği ortaya çıkmaktadır. Mevcut cami listelerinin şahitliğine dayanarak 17. yüzyılın başı ve ortası arasında Ahıska ve Acara'da kitlesel biçimde fertler, aileler ve bazen köylerin din değiştirdiği sonucuna ulaşılabilir. 17. yüzyılın ortalarına gelindiğinde fetihten elli yıl gibi kısa süre sonra İslam kitlesel din değiştirmenin sonucu olarak Acara ve Batum çevresinde birdenbire yerleşmişti.
Bu süreç sonunda Keda, Kobuleti, Şuvahev, Hulo, Helvaçavr bölgelerinin oluşturduğu Acara ve onun güneyini oluşturan Samtshe bölgesi İslamlaşırken büyük oranda Acara ile kuzeyde Guria'yı birbirinden ayıran Açkua, Kobuleti'nin Guria'ya yakın kuzey bölgesi ve Özürgeti, Çürüksu'da Kobulet, Cahat, Kvirike, Alanbar, Takmakarav, Keda, Sameba, Açkvistav, Ziraposil, Husuban köyleri toplumsal sınırı teşkil ediyordu.
2. 19. Yüzyılda İslamlaşmanın Toplumsal Boyutu
Klasik dönemin toplumsal yapısını aksettiren bu bilgiler ve döneme has bazı belgeler 19. yüzyılda Acara'da değişimin toplumsal boyutu üzerine önemli bilgiler vermektedir. Bu bilgiler 19. yüzyılda Gönye, Macahel, Yukarı Acara, Aşağı Acara'nın tamamının Müslüman toplumsal yapısı üzerine şekillendiğini teyit etmektedir. Çürüksu Kazası da Sürmene'den gelip çarşıda ticaretle uğraşan birkaç Hristiyan Rum tüccar aile dışında yine benzer toplumsal yapıya sahipti. İlginç şekilde daha görünür Hristiyan nüfusa sahip Livane'ye göre Batum, Acara ve Çürüksu neredeyse homojen bir yapıdaydı. Bölgenin güneyinde yer alan Ahısha'ya (Samtshe) kadar bu homojen yapı devam ediyordu. Kuzeyde Rusya ile siyasal sınır toplumsal sınırı da oluşturuyordu.
19. yüzyılın ikinci yarısında bölgenin Rus idaresine geçmeden önceki toplumsal durumu da cami ve mescit sayılarına bakarak belirlenebilir. 1869 Vilayet salnamesine göre Batum Kazasında 2 medrese, 2 müderris, 60 talebe, 19 cami, 4 mescid, 19 imam, 19 hatip; Çürüksu Nahiyesinde 3 medrese, 3 müderris, 52 talebe, 18 cami, 1 mescid, 18 imam, 18 hatip; Acara-i Sufla Nahiyesinde 3 medrese, 3 müderis, 55 talebe, 55 cami, 38 mescid, 3 imam, 38 hatip; Acara-i Sufla Nahiyesinde 5 medrese, 200 talebe, 28 cami, 5 mescid, 28 imam; Macahel Nahiyesinde, 4 medrese, 40 talebe, 29 cami, 30 imam, 29 hatip bulunmaktaydı. Bölge hakkında istihbarat bilgisi aktaran Rus "Kafkas" gazetesi de yaklaşık aynı oranları vermektedir. Rus idaresine geçtiğinde Batum, Gönye, Acara ve Çürüksu az sayıda gayrimüslim dışında merkezinde Müslümanların olduğu homojen yapısını devam ettiriyordu.
Sonuç
Bu incelemede Hurufat defterlerindeki kayıtlardan hareketle Acara çevresinde yapılan dinî eserler incelenmiştir. Bölgede İslamın yayılmasıyla birlikte birçok dini yapı inşa edilmiştir. Batum, Acara ve Macahel çevresinde kurulan vakıf eserlerin kurucularının büyük çoğunluğunu köylüler, bunlar dışındakileri ise şeyh, ağa, efendi ve tüccar gibi toplumun üst tabakasına mensup kişiler oluşturuyordu. Kurulan vakıflar arasında cami ve mescit gibi dinî yapılar çoğunluktadır. Cemaatin artması ve mescitlerin yetersiz kalması durumunda, bazı mescitler hayır sahibi kişiler ve köy halkı tarafından yeniden inşa edilmiştir. Camiler ve camilerde görevli kişilerin masraflarını karşılamak üzere hayırsever kişiler tarafından birçok para vakfı da kurulmuştur. Vakfedilen bu paralar İslam hukukuna uygun şekilde düzenlenmiş bir çeşit gelir sistemiyle başkalarına borç verilerek değerlendirilmiş ve elde edilen gelirler, dinî ve sosyal yapıların bakım ve onarımlarının sağlanması ve hizmet personelinin maaşlarının karşılanması için harcanmıştır.
Hurufat kayıtlarında atamalarla ilgili usulsüzlükler ve köylüler arasında mevcut çekişmeler hakkında da önemli bilgiler bulunmaktadır. Vakıflardaki görevliler içinde sayı itibarıyla en fazla görevli grubunu imam, hatip, müezzin ve mütevelliler oluşturuyordu. Kazalarda dinî kurumlarda hizmet gören görevliler paşa, kadı, naib ve bazen de mütevelli arzı ile atanıyorlardı. Bu görevlere getirilen kişilerin sık sık köylüler tarafından seçildiği de tespit edilmektedir.
Hurufat defterlerinin belki de en dikkat çekici yanı bölgenin İslamlaşma süreci hakkında bilgi vermesidir. Bu kayıtlardan hareketle toplumsal bir okuma yapılarak Acara'da İslamlaşma süreci üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bölgede daha 18. yüzyıla tarihlendirilen çok sayıda cami kaydı, İslamlaşma sürecinin Rus ve Gürcü tarihçilerin iddia ettikleri gibi 19. yüzyılda başlamadığını daha erken tarihlerde sürecin tamamlandığını göstermektedir. Hatta süreç halk tarafından yaptırılan camiler ve "hasbi" olarak görev yapan çok sayıda imam hatibin de işaret ettiği gibi en azından bundan yüzyıl önce yani 17. yüzyılın başı ile ortası arasında bitmiş olmalıdır. 17. yüzyılın ortalarında fetihten elli yıl gibi kısa süre sonra İslam kitlesel din değiştirmenin sonucu olarak Acara ve Batum çevresinde birdenbire yerleşmişti. İslamlaşma, büyük bir hız ve kitlesellikle birlikte 50-70 yıllık bir sürede toplumsal kabulle gerçekleşmiştir. Bölgede görülen hızlı ve kitlesel İslamlaşmanın temel motivasyonu daha geniş incelemeler gerektirdiğinden bu araştırmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Ancak defterlerde buna dair bazı ipuçlarına rastlanmaktadır. Hızlı İslamlaşma süreci ancak toplumsal bir sebebe dayandırılabilir ki o da bölgede geçerli feodal düzen ile yakından ilgili olmalıdır. İslam yerel beylerin zorlamasından ziyade halkın gösterdiği ilgiyle yayılmıştır. Bölgedeki İslamlaşma sürecinde Anadolu'nun birçok yöresinde önemli roller üstlenmiş olan tasavvufun etkisine rastlanmaz. Ancak Ahmediye medresesinin önemli roller üstlendiğini düşündürtebilecek bazı işaretler bulunmaktadır. Konunun Tahrir defterleri de göz önünde bulundurularak ayrı bir incelemeye konu yapılması İslamlaşma sürecinin aydınlatılmasına yardımcı olacaktır.
Atıf: Bay, Abdullah. "Acara'da İslamlaşma: Vakıflar Üzerine Toplumsal Bir Okuma Denemesi". Van İlahiyat Dergisi 11/18 (Haziran 2023), 78-121.
Özet
Gürcülerin İslam'la tanışması 7. Yüzyılın ortalarında ilk Arap akınları ile olmuştur. Daha ilk Müslüman Arap hâkimiyetinden itibaren kültürel etkileşim ile Gürcüler Müslüman olmaya başlamışlardır. Müslüman Araplar, Selçuklular, Moğollar zamanında özellikle Doğu Gürcistan'da İslamiyet yayılmıştır. Batı Gürcistan'da İslam'ın yayılışı Osmanlılar ile başlamıştır. Osmanlı Devleti'nin Gürcistan ile irtibat kurması ise Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon'u fethi ile başlar. Osmanlılar bölge ile irtibat kurduğu sırada Gürcistan coğrafyası küçük krallıklara bölünmüş haldeydi. Trabzon'un fethi ile Gürcistan sınırına ulaşılmış ve 1479'da Acaristan, Borçka ve Macahel çevresi Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bir yandan kuzeyden Sohum ele geçirilmişti. Ardından bölgede ilerlemeye devam eden Yavuz Sultan Selim, Trabzon valiliği sırasında 1508'de Güryel ve İmeret (Açıkbaş) Krallığı'nı haraca bağladı. Böylece Osmanlı sınırları, Karadeniz kıyılarının ötesine Batı Gürcistan içlerine kadar ulaşmıştı. Osmanlı egemenliğine giren Acara çevresinde artan ilişkiler sonucunda İslamlaşma halk arasında hızla yayılmaya başlamıştır. Bölgede İslam'ın yayılması iddia edilenin aksine yönetici tabakadan alta doğru değil halk tabakasından yönetici tabakaya doğru yayılmıştır. Aynı zamanda süreç ilgi çekici şekilde hızlıca gerçekleşmiştir. İslamlaşma sürecinde Acara'da özellikle halkın yardımıyla çok sayıda cami, mescit ve mektep inşa edilmiştir. Bölgede faaliyette bulunan vakıflar ve bunlara bağlı hizmet veren camiler ve mescitler, Rus ve Gürcü tarihçilerin iddialarının aksine Acara'da İslamlaşmanın 17. yüzyılın başında hızlı bir şekilde gerçekleştiğini göstermektedir. Bu hızlı yayılma sonucu Çürüksu'nun kuzeyine kadarki bölge Müslüman kimliğine bürünmüştür. Bu süreçte bölgede birçok cami, mescit ve mektep inşa edilmiştir. Bu araştırmada Acara, Batum, Gönye, Çürüksu ve Macahel'e ait çok sayıda Hurufat kayıtlarından hareketle Acara coğrafyasının kırsal yerleşim yerlerinde kurulmuş dinî yapılar ve görevlileri üzerinden elde edilen verilerle toplumsal bir okuma yapılarak İslamlaşma süreci değerlendirilecektir. Toplumsal bir okuma yapılarak Acara'da İslamlaşma süreci üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Giriş
Osmanlıların Anadolu'nun kuzeydoğusundaki Acara bölgesiyle irtibat kurmaları 15. yüzyılın ortalarına rastlar. 1461'de Trabzon'un fethiyle birlikte Acara bölgesine ulaşıldı. 1479'da yapılan akınlarla Batum çevresiyle birlikte Acara, Borçka ve Macahel ele geçirildi. Trabzon Sancakbeyi Şehzade Selim 1508'de Acara'nın kuzeyindeki Guria ve Kutais'e kadar akın düzenleyerek Batı Gürcistan'ın içlerine kadar girmiş, tahta geçtikten sonra da Çaldıran Savaşı sonrası Doğu Gürcistan sınırına kadar hâkimiyetini genişletmişti. Doğu Gürcistan'ın fethi ise Amasya Antlaşmasıyla (1555) gerçekleştirilmiştir. Bu antlaşmanın sağladığı barış dönemi uzun sürmemiş, yeniden başlayan savaş sonrası Lala Mustafa Paşa'nın 1578'de bölgeye düzenlediği seferle Kartli, Kahet, Tiflis ele geçirilmiştir. Ancak bu bölgelerde Osmanlı hâkimiyeti uzun süreli olmamıştır. Elden çıkan bölge tekrar 1724'te ele geçirilebilmişti.
Osmanlı idari taksimatına göre Acara bölgesi, fetihten sonra Batum/Gönye Sancağı adı altında teşkilatlandırılarak Erzurum Beylerbeyliği'ne bağlandı. 1580'de Erzurum'dan ayrılarak Trabzon-Batum Beylerbeyliği kuruldu. Daha sonra Trabzon Eyaleti'ne bağlandı. Batum, Trabzon Eyaletine bağlı sancak pozisyonunu uzun süre devam ettirmiştir. Tanzimat öncesinde Gönye, Batum ve Acara, Çıldır ve Trabzon eyaletleri arasında taksim edilmişti. Yukarı Acara, Aşağı Acara, Acara, Çürüksu, Macahel, Livane, İmerhev, Şavşat ve Ardanuç 987/1579'da kurulan Çıldır Eyaleti'ne bağlı iken, Batum ile Maradit çevresi Gönye Sancağı adıyla Trabzon Eyaleti'ne bağlı bulunuyordu. Tanzimat sonrası Batum, Gönye ve Yukarı Guria çevresi 1851 yılında kurulan Lazistan Sancağı altında teşkilatlandırılmış, bu idarî yapısını uzun süre devam ettirmiştir.
Bu araştırmada öncelikle Acara, Batum, Gönye, Çürüksu ve Macahel'e ait çok sayıda Hurufat kaydından hareketle Acara coğrafyasının başta dinî mekânları olmak üzere bölgedeki kırsal yerleşim yerlerinde kurulmuş vakıflar, dinî yapılar, çalışanları ve ücretleri belirlenecek, ardından elde edilen bu veriler toplumsal bir okuma yapılarak İslamlaşma açısından değerlendirilecektir.
1. Acara'da Osmanlı Vakıfları
Osmanlı toplumunda dinî, ekonomik, sosyal ve kültürel hizmetler temel olarak vakıflar aracılığıyla gerçekleştiriliyordu. Bu hizmetleri yerine getiren eğitim alanında mektep, medrese; sağlık alanında hastane; dinî alanda cami, mescit, tekke, zaviye; ticarî alanda han, kervansaray; ulaşımda yol ve köprü; şehir yaşamında suyolu, imaret gibi pek çok sosyal, ekonomik ve kültürel yapı vakıflar aracılığıyla inşa ve finanse edilmiştir. İmparatorluğun bir parçası olan Acara'da da bütün bu hizmetler vakıflar aracılığıyla gerçekleştiriliyordu. İncelememizin ana kaynağı olan Anadolu ve Rumeli kazaskerliklerinin ruznamçe kalemlerinde tutulan Hurufat defterleri bu amaçla hizmet veren vakıfların günlük tayin ve terfi işlemlerini ihtiva eder. Vakıflarda görevli imam, hatip, mütevelli, nazır, ferraş ve kayyım gibi görevlilerin atamaları karışıklığı önlemek amacıyla belli usullerle bu defterlere kaydedilmiştir. Bu usule göre vakıflarda görev boşaldığında atanmak isteyen kişi arzuhal sunar, bu istek yerel kadı veya naib aracılığıyla veya doğrudan kadı ve naib arzıyla kazaskerliğe iletilir, uygun görülmesi durumunda tevcih beratla gerçekleştirilirdi. Berat verilmesinin ardından, berat özetleri Hurufat defterlerine kaydedilirdi.
Gerçekleştirilen bu atamalar sonucu önemli sayıda defter serisi oluşmuştur. Günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Arşivi'nde (VGMVA) atik H. 1086-1103 (M.1673-1691) ve cedit H. 1102-1298 (M. 1690-1840) olmak üzere iki seri halinde tevcih kayıtlarının yer aldığı 216 defter bulunmaktadır. Bu defterler hem vakıf envanteri hem de görevlilerin özlük bilgilerinin tutulduğu defterler olarak da nitelendirilebilir. Defterlerde görevlilerin atama kayıtları, vakfın niteliği ve süreç içerisinde gerçekleştirilen işlemlere dair bilgiler yer almaktadır.
Bütün bu kayıtlar tarih ve sanat tarihi açısından vazgeçilmez bilgiler sunar. Bir şehrin veya bölgenin mimarî yapılarının belirlenebilmesi, banisi, yapılarda gerçekleştirilen hasar, tamir ve yeniden inşa gibi zamanla gerçekleştirilen değişikliklerin tespit edilebilir olması bu defterleri sanat tarihçileri için en temel kaynak konumuna yükseltmiştir. İçeriklerinden dolayı öncelikli olarak şehir ve sanat tarihi yazımında kaynak olarak kullanılmaktadır. Kayıtlar bunun yanında vakıf kataloğu vasfını taşıdığından sosyal tarihçiliğe de zengin veri sunmaktadır. Bundan dolayı bu kayıtlar, toplumsal değişimi karşılayan İslamlaşma üzerine yapılacak monografik çalışmalar için de temel kaynaklar arasına girebilir. İncelemede bu veri kaynağının sosyal araştırmalarda kullanılabilirliği, üretilebilecek bilgiler ve bilgilerin yeterlik ve sınırlılıkları tartışılacak, bunun için de bir inceleme örneği sunulacaktır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıflar Arşivi'nde (VGMA) Anadolu defterleri arasında dağınık halde bulunan Acara'ya ait bu defterler H.1108-1250 (M.1696-1834) tarihleri arasındaki kayıtları ihtiva etmektedir. Acara'yla ilgili kayıtlara, zaman zaman bu kazaya bağlı veya ayrı idarî birimler olarak yapılandırılan Batum, Macahel, Acara, Acara, Acara-i Sufla, Acara-i Ulya, Şavşad, Livane ve Gönye kayıtları arasında da rastlanmaktadır. VGMA'da Batum, Gönye, Acara-i Sufla, Macahel, Acara, kısmen Şavşat ve Livane'ye ait eski Acara sınırlarını oluşturan yerlerdeki toplam kayıt sayısı yaklaşık 467'dir. En eski atama kaydı H. 1108 (M.1696) tarihlidir. Kayıtlara göre Acara'da tevcihlerin neredeyse tamamı ibadet, eğitim ve vakıf idaresi üzerine yapılmıştır.
1.1. Camiler ve Mescitler
Defterlerde kayıtlı görevli atamalarından hareketle Gönye, Batum, Macahel ve Acara'da iki yüz yıllık sürede kaza ve köylerde mevcut cami ve mescitler, bunların banileri ve mescitlerin camiye dönüştürülme tarihleri hakkında bilgi edinmek mümkün olmaktadır. Hurufat defterlerinde 17. yüzyıl başından 19. yüzyıl ortasına kadar Acara sınırlarında yaklaşık 150'nin üzerinde dinî yapının adı zikredilmiştir. Batum, Acara ve Macahel çevresinde inşa edilen eserlerin banilerinin büyük çoğunluğunu köylüler, köylü hayırseverler, bunlar dışındakileri ise ağa, efendi ve tüccar gibi toplumun üst tabakasına mensup kişiler oluşturuyordu.
Bölgede inşa edilen dinî yapıların neredeyse tamamında inşaata başlamadan önce izin isteğinde bulunulmuştu. İzin gerekçeleri cemaatin çokluğu, yerleşim yerlerine uzaklık ve ahşap camilerin kısa sürede harap olması gibi dinî terminolojiyle ilişkili nedenlerdi. Bazı banilere inşa ettirdikleri camilerin imam hatip görevi tevcih edilmiştir. Cemaatin artması ve mescitlerin yetersiz kalması durumunda, bazı mescitler hayır sahibi kişiler veya köy halkı tarafından yeniden inşa edilmiştir. Bu yapılar arasında yine çok az sayıda mescit; cemaatin çoğalması veya ihtiyaca binaen hayır sahiplerinin veya ahalinin talebi, talebin kadı/naib arzıyla bildirilmesi ve padişah beratı ile minber konularak zamanla camiye dönüştürülmüştür. Bu şekilde ayrıcalık kazanan mescitte Cuma namazları kılınabiliyordu.
Kayıtlardan elde ettiğimiz verilere göre dinî yapıların neredeyse tamamı cami, birkaç mescit ve genellikle bunların yanına açılan sıbyan mektebinden oluşuyordu. Bölgede tasavvufun etkisini gösteren herhangi bir tekke kaydı yoktur. Ancak imam hatip olarak görev alan birkaç şeyh bulunuyordu. Kayıtlarda mescit sayısının azlığı tescille doğrudan ilgilidir. Belgelere yansıyan tarihler inşa tarihinden ziyade ilk görevli atamalarına karşılık gelen tescil tarihlerine işaret etmektedir. Birçoğunun tescil tarihinden önce de uzun yıllar mescit olarak hizmet verdiğini imam hatip atamasıyla da tescile girdiğini gösteren bilgiler vardır. Bu sebeple bazı örneklerden hareketle camilerin tescilden önce 50-60 yıllık bir hizmet geçmişi bulunabileceği sonucuna ulaşılabilir.
Hurufat defterlerinde Acara'da tescile giren yaklaşık elliden fazla cami ve mescit, Batum Kazasına bağlı köylerde elliye yakın cami ve mektep, Macahel'de otuzdan fazla dinî yapı bölgenin İslam kimliğiyle bütünleştiğine işaret ediyor.
1.1.1. Batum/Gönye Camileri
Batum Kalesi Camii: Kayıtlarda "Batum" çoğunlukla "maâ Gönye" olarak da zikredilmektedir. Batum Kalesinin içindeki caminin varlığına dair ilk kayıt 1709 tarihlidir.
Luhye Camii: Gönye Kazasına bağlı adı geçen köyde halk tarafından inşa edilmiştir.
Makriyal Camii: Hakkındaki ilk kayda 1699'da rastlanmaktadır. Gönye Kazasına bağlı adı geçen köyde inşa edilen camiye 1705 tarihinde imam hatip tayin edilmiştir.
Gönye Camii: 1710 yılında Gönye Köyünde inşa edilmişti.
Maradid Camii: Gönye Kazasına bağlı Maradid Köyünde bulunuyordu. Yakın bir yerde cami bulunmadığından "sevab-ı cum'adan mahrum" olmamak için ahali yardımıyla inşa edilmişti.
Ahalşen Camii: Gönye Kazasına bağlı Ahalşen Köyünde köylüler tarafından yeniden inşa edilmişti.
Beğlevan Camii: Cami hakkındaki ilk kayıt 1750 yılına aittir. Adı geçen köyde ahali tarafından yaptırılmıştır.
Maradid-i Sufla Camii: Bazı belgelerde aşağı Maradid olarak da geçen Batum Kazasına bağlı adı geçen köyde halk tarafından inşa ettirilmişti. Camiye ait ilk bilgiye 1737 tarihli bir kayıtta rastlanmaktadır. İlgili kayıttan caminin yeni inşa edildiği anlaşılmaktadır.
Orta Batum Camii: Batum Kazasına bağlı Orta Batum Köyünde ahali tarafından inşa edildi. Camiye eklenen minber aynı zamanda Cuma namazı izni de bulunduğunu göstermektedir.
Gibe Camii: 1752 yılında halk tarafından yaptırılan camiye çok geçmeden minber de eklenmiştir.
Gönye Kalesi Camii: Cami hakkındaki ilk kayıt 1753 tarihine aittir. Bu tarihte Gönye Kalesinde bulunan camiye şeyh atanmıştır.
Ucheti Camii: Batum Kazasına bağlı adı geçen köyde bulunan cami muhtemelen Ekmekçi Osman Ağa tarafından yaptırıldığından kendi ismiyle anılmıştır. 1739'da mescide minber eklenerek cami haline getirilmiştir.
Abuıslah Camii: Abuıslah Köyünde yer alan cami belgelerde daha çok Elhac Süleyman Bey Camii olarak geçmektedir.
Sucuna Camii: 1735'te köy ahalisi tarafından inşa edilmiştir.
Kapnistav Camii: Cami köylüler tarafından inşa edilmiştir. Köyün Sarize mahallesinde köylüler tarafından başka bir cami daha inşa edilmişti.
Çakvi/Çakvistav Camii: Çoğu belgede iki orman arasında bulunduğu belirtilen köyden "Çakvi maâ Çakvistav" olarak birlikte bahsedilir. Köyün Şahinoğlu Mahallesinde ahali tarafından bir cami daha inşa edilmişti.
Soshoba Camii: Camiye ait ilk kayda rastladığımız 1754/1755'te imam hatip ataması yapılmıştır. 1794 tarihli bir kayıtta köy Livane Kazasına bağlı görünmektedir.
Sukurca Camii: Cami köy halkının yardımıyla yaptırılmıştır.
Mirvet Camii: 1764 yılında yaptırılmıştır.
Sarp Camii: Halk tarafından inşa edilmiştir.
Gorolistav Camii: 1767'de cami aynı köyden Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Yine aynı köyde Gorolistavmağalor adındaki yerde Salih tarafından yaptırılan bir cami daha bulunuyordu.
Kahaber Camii: 1773'te halk tarafından inşa ettirilen caminin ilk imam ve hatiplik görevine atamalar gerçekleştirilmiştir. 1806'da çıkan bir yangında tamamen yanan cami yeniden yaptırılmıştır.
Helvaçavr Camii: Cami 1770 yılında Abdurrahman adında bir hayırsever tarafından inşa edilmiştir.
Ahalşen Camii: Caminin varlığından ilk defa 1774'te müezzin atamasından dolayı haberdar olunmaktadır.
Tihirnal Camii: Diğer bazı belgelerde Tirnal olarak geçmektedir. Cami ilk defa 1774'te Mehmed'in imam atamasından dolayı kayıtlara yansımıştır.
Ohordiya Camii: Köy ahalisi tarafından inşa edilmiştir. Cami hakkındaki ilk kayıt 1774/1775 tarihine aittir,
Erge Camii: Cami hakkındaki ilk bilgi 1734 tarihine aittir. Bu tarihte Mehmed adında birinin minber eklemesiyle mescit, camiye çevrilmiştir.
Sameba Camii: 1789'da Çakvi Nahiyesine bağlı köyde ahali tarafından inşa edilmişti. 1826/1827'de minber eklenerek Cuma namazları kılınmaya başlanmıştır.
Kivrike Camii: Ahali tarafından inşa ettirilen camiye 1768'de imam hatiplik görevini yerine getirmek üzere Süleyman atanmıştır.
Dakva Camii: 1790'da halk tarafından yaptırılmıştır.
Aho Camii: 1789'da Beğlevan Nahiyesine bağlı köyde inşa edilmişti.
Hala Camii: 1762'de halk tarafından inşa edilen camiye "ahali-i karye iltimaslarıyla hatib ve imam tayin olunmak lazım ve mühim olmağın" imam hatip görevlendirilmiştir.
Zituret Camii: 1775'te halk tarafından inşa edilmiştir.
Çayköy Camii: 1778'de halk tarafından inşa edilmiştir.
Borçka Camii: Camiye ait ilk kayıt 1736 tarihine aittir.
Simonet Camii: 1833'te köy Beğlevan Nahiyesine bağlı gözükmektedir. Cami, Osman adında hayırsever bir kişi tarafından inşa edilmiştir. 1833'te Osman Efendi b. Hüseyin ve Mehmed b. Ali'nin gayretleriyle minber eklenmiştir.
Maho Camii: 1731 yılında halk tarafından yaptırılmıştır.
Mahincavur Camii: 1787 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Çuvadet Camii: Gönye'ye bağlı olan köyün "civarında karyeler baîd..." olduğundan inşa edilmiştir.
Arçvet Camii: 1739 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Kataphiya Camii: Köye yakınında cami olmadığından İbrahim tarafından inşa ettirilmiştir.
Mehmed Paşa Camii: Batum kasabası yakınında Faş muhafızı Mehmed Paşa Sarayının yanında Mir Mehmed Paşa tarafından inşa ettirilmiştir.
Agara Camii: Halk tarafından inşa edilmiştir. 1765'te cami Acara Kazasına bağlı gözükmektedir. Bu tarihte Agara, Anaza mahallesi ve Mihalaze'de cami olmadığından bir cami inşa edilmiştir.
Gidrevet Camii: Ahali tarafından yaptırılmıştır. 1809/1810'da Mehmed b. Osman "ber vechi hasbi" imam hatip görevinde bulunuyordu.
Zedvake Camii: 1813 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Coco Camii: 1828 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
1.1.2. Acara Camileri
Sağoreti Camii: 1720 yılında köylü tarafından inşa edilmiştir.
Zendidi Camii: 1721 yılında Acara-i Sufla Kazasına bağlı Zendidi Köyünde bulunan cami, Mehmed tarafından yaptırılmıştır.
Neniya Camii: 1769'da köylü tarafından inşa edilmiştir. 1806/1807'de camiye minber konularak Cuma namazı kılınmaya başlanmıştır.
Zentzmani Camii: Camiye ait ilk kayıt 1774 tarihine aittir.
Kvara Camii: 1833'te Çürüksu Kazasına bağlı görünmektedir. Halk tarafından inşa edilmiştir.
Tshemna Camii: Camiye ait ilk kayıt 1770 tarihine aittir.
Salta Camii: 1745 yılında köylü tarafından inşa edilmiştir.
Keda Camii: Diğer adı Yusuf Bey Camiidir. 1761 yılında inşa edilmiştir.
Hohna Camii: 1772 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Acarisağmarti Camii: 1759/1760'ta Köprübaşı mevkiinde inşa edilmişti.
Merisi Camii: 1726'da Acara-i Sufla Kazasına bağlı aynı isimdeki köyde ahali tarafından inşa edilmiştir.
Vayo Camii: 1772'de Hasan b. Feyzullah tarafından inşa ettirilmiştir.
Kuvaşta Camii: 1772'de halk tarafından inşa edilmiştir.
Zonyaris Camii: Camiye ait ilk kayıt 1767 tarihine aittir.
Aho Camii: 1767'de halk tarafından inşa edilmiştir.
Alme Camii: Camiye ait ilk kayıt 1745 tarihine aittir,
Hihazir Camii: Camiye ait ilk kayıt 1779 tarihine aittir.
Gugnize Camii: 1785 yılında Acara Kazasına bağlı Şevabur, Abbaze, Guçula, Façko ve Alikoğulları köylüleri tarafından yaptırılmıştır.
Beğleti Camii: Camiye ait ilk kayıt 1800 tarihine aittir.
Mahonseti Camii: Acara-i Sufla'da bulunuyordu. Camiye ait ilk kayıt 1791 tarihine aittir. Cami 1801/1802'de Köprübaşı Mahallesi ahalisinin yardımlarıyla yeniden inşa edilmiştir.
Baş Cano Camii: Köylüler tarafından yaptırılmıştır. Camiye ait ilk kayıt 1789 tarihine aittir.
Guretor Camii: Cami 1773'te Ali Ağazâde Molla Mehmed tarafından inşa edilmiştir.
Daçidze Camii: 1790 yılında Tumaş, Dacize, Zilon, Şuban ve Kubaleti adındaki köylere hizmet vermek üzere Dacizeler mahallesinde ahali tarafından inşa edilmiştir.
Mağlagoni Camii: Cami 1760 yılında yeniden inşa edilmiştir.
Deyvat Camii: Camiye ait ilk kayıt 1792 tarihine aittir.
Mihalake Camii: Camiye ait ilk kayıt 1779 tarihine aittir.
Gorjomi Camii: Cami 1728'de yeni inşa edilmiştir. 1761 tarihinde köylüler tarafından ikinci defa inşa edildiği anlaşılmaktadır.
Didacara Camii: Camiye ait ilk kayıt 1761 tarihine aittir.
Cuvana Camii: 1776'da köylüler tarafından "nehr-i kebirin beyninde" inşa edilmiştir.
Halakvani Camii: 1784 yılında ahali tarafından inşa edilmiştir.
Gulebi Camii: 1806 yılında Yusuf Bey tarafından inşa edilmiştir.
Yukarı Dologani Camii: Köy yakınında cami olmadığından 1763 yılında köylüler tarafından yaptırılmıştır.
Kirnat Camii: 1763 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Cançgalo Camii: Kilise yeri denilen mevkide köylüler tarafından inşa edilmiştir.
Zansul Camii: 1765'te köyde cami olmadığından köylüler tarafından inşa edilmiştir.
Romanovl Camii: Cami hakkındaki ilk kayda 1776/1777'de rastlanmaktadır. Ali b. İbrahim tarafından inşa edilmiştir. Cami Kukınabavr, Romanavl ve Gulaveri köylerinin ortak camii olarak hizmet veriyordu. Caminin banisi olan Ali b. İbrahim'e imam hatip görevi tevcih edilmiştir.
Akutsa Camii: 1777 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Zendidi Camii: Camiye ait ilk kayıt 1778 tarihine aittir.
Gurta Camii: Camiye ait ilk kayıt 1780 tarihine aittir. Dusho ve Sakinoğulları köylerine hizmet veriyordu.
Girikve Camii: Camiye ait ilk kayıt 1788 tarihine aittir.
Ziri/Dziri Camii: 1788'de halk tarafından inşa edilmiştir.
Tbeti Camii: 1818/1819'da nahiye olarak geçmektedir. Ahali tarafından inşa edilmiştir.
Tshomorisi Camii: Camiye ait ilk kayıt 1818 tarihine aittir.
Tbazol Camii: Camiye ait ilk kayıt 1820 tarihine aittir. Ahali tarafından inşa edilmiştir.
Çihutunet Camii: Camiye ait ilk kayıt 1796 tarihine aittir.
Hatuniye Camii: Hatuniye vakfı arazisinde bulunan Hoşoğlan denilen mevkide Makulzâde Hasan tarafından inşa edilmiştir.
1.1.3. Macahel Camileri
Kilise Mescid Camii: 1731'de minber konularak camiye çevrilmiştir. Daha önce de mescit olarak kullanıldığı anlaşılıyor.
Cihutunet-i Sufla Camii: Camiye ait ilk kayıt 1762 tarihine aittir.
Eprat Camii: Yakın yerde cami olmadığından köy ahalisi tarafından 1761 yılında yaptırılmıştı. 1771/1772'de minber konularak camiye çevrilmiştir.
Hertvis Camii: 1735'te ahali tarafından inşa edilmiştir. 1735'te "karye cemaâti kebir" olduğundan mescit minber eklenerek camiye çevrilmiştir.
Çikuneti Camii: Camiye ait ilk kayıt 1764 tarihine aittir. Cami 1771'de yeniden inşa edilmiştir.
Milis Camii: Camiye ait ilk kayıt 1766 tarihine aittir.
Mindiyet Camii: 1766 yılında halk tarafından yaptırılmıştır.
Canigur Camii: 1767 tarihinde ahali tarafından inşa edilmiştir.
Urfan Camii: 1767 yılında köyün hayırseverlerinden Salih tarafından yaptırılmıştır.
Bzubzu Camii: 1788 yılında halk tarafından inşa edilmiştir. 1772'de köy sakinlerinden Makulzâde Hasan mescide minber ekleyerek camiye çevirmiştir. Köyün Sebinoğlu Mahallesinde de Süleyman Ağa tarafından inşa ettirilen bir cami bulunuyordu.
Guntavuri Camii: 1830 yılında Abuksa ve Gantavuri köylüleri tarafından inşa edilmiştir. Camii heyelandan harap olmuş, bunun üzerine cemaat Abuksa Camiine yönlendirilmiştir. Bu sırada hayırseverlerden Ahmed b. Osman Abuksa köyünde cami inşa etmiş ve camiye minber eklenerek Cuma namazı kılınmaya başlanmıştır. 1830/1831'de Gantavuri Köyünde de ahali tarafından yeniden cami inşa edilerek minber eklenmiştir.
Varcanisi Camii: 1774 yılında Acara-i Sufla'da bulunan cami köylüler tarafından inşa edilmişti. Varcanisi ve Takmakaran köylerine hizmet veriyordu. Bitişiğinde muallimhane bulunuyordu. 1804'te köy camisi harap olduğundan ahali tarafından yeniden inşa edilmiştir.
Sahamota Camii: 1801 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Dandalo Camii: 1805 yılında Dandalo Nahiyesinde Zıvamota Köyü ahalisi tarafından inşa edilmiştir.
Sahlet Camii: Camiye ait ilk kayıt 1786 tarihine aittir.
Akliya Camii: 1760 yılında halk tarafından inşa edilmiştir.
Şuvahev Camii: Camiye ait ilk kayıt 1807 tarihine aittir,
Orsva Camii: 1765 yılında Elhac Hacı Mustafa tarafından inşa edilmiştir.
Hulo Camii: 1794 yılında Seyyidhan adında bir hayırsever tarafından inşa edilmiştir.
Zundagi Camii: Camiye ait ilk kayıt 1773 tarihine aittir.
1.2. Görevliler
İmam, hatip, aşirhan, müftü, müezzin ve camilerde halka açık dersler veren dersiam (müderris) Acara'da dinî yapılarda karşımıza çıkan başlıca görevlilerdi. Temizlikten sorumlu ferraş, eşyaları koruyan kayyım ve vakıf idarecisi olarak görev yapan mütevelli yardımcı görevlilerdi. Büyük camilerin bulunmadığı bölgede bu tür yardımcı görevlilere nadiren rastlanılır.
Görev tevcihleri "lazım olmağla, tecdid, ibka, inayeten" yapılıyordu. Genellikle ilk atama, yeni görevlendirme, tahta geçen padişahın onayı veya kaybedilen beratın yenilenmesi "lazım olmağla, müceddeden, tecdid" olarak ifade ediliyordu. Ölüm, ferağ (rıza ile çekilme), kasr-1 yed durumunda görevin boşalmasıyla "mahlûlünden tevcih" ediliyordu. "Nâ-ehil, nâ-müstehak, gadr-i külli, sûihal, tarık-ı hizmet, muattal olma, mefkûd" gerekçeleriyle görevden alma (ref) sonrası yapılan atamalara da rastlanılır. Görev değişiklikleri, görev almak isteyenlerin veya ahalinin arzuhalleri, vakıf yöneticilerinin (mütevelli, nazır) başvuruları, kazaların arz yetkisine sahip vakıfları idare etmekle görevli kadı ve naiblerin arz sunmasıyla gerçekleşiyordu. İdarecilerin arzları da tevcihlerde etkiliydi.
Görevlilerin vefatı veya görevden ayrılması durumunda görev öncelikli olarak gerekli eğitimi aile içinde alabilmeleri beklentisiyle erkek evlada, kardeşe veya yeğen gibi yakın akrabalara verilmiştir. Aile arasındaki geçişler zamanla kapalı sisteme dönüşmüştür. Dedenin veya babanın beratıyla torunu görev alabiliyordu. Ancak soyun sona ermesi veya liyakatli kimse bulunmaması durumunda görev aile dışına geçiyordu.
Tevcihlerde halkın tercihi önemli bir etkendi. Atamalarda halkın tercihi göz önünde bulunduruluyor, halkın memnuniyetsizliğini bildirmesi durumunda görevliler değiştiriliyordu. Bütün bu tevcihlerde liyakat önemli bir etkendi. Tevcih edilen görevlinin liyakatsiz olduğu anlaşıldığında yerine başkası atanıyordu. Belgeler tevcihlerde sık sık anlaşmazlıklar yaşandığını gösteriyor. Anlaşmazlıklarda özellikle başkentte bulunan yöreden kişilerin şahitliğine başvuruluyordu.
Acara vakıflarında görevliler yevmiye (günlük) 0,5-1, 10 akçe arasında değişen oranlarda ücretler almışlardır. Bölgede büyük gelirli vakıfların bulunmayışı sebebiyle yüksek ücretli vakıf çalışanına rastlanmaz. Kayıtlı görevlilerin çoğunluğunun ücretleri günlük 0,5-1 akçe arasındadır. Batum ve Gönye çevresinde görevli ücretleri dikkat çekici şekilde daha yüksektir. Günlük 6-10 akçe arasında ücret alan önemli sayıda görevli belgelere yansımıştır. Görevliler arasında çok sayıda kişi karşılıksız (hasbî) görev yapıyordu. Bunlar arasında yeterli vakıf gelirlerine sahip cami görevlilerinin de yer alması gelir yetersizliğinden ziyade bunun bilinçli bir tercih olduğunu gösteriyor. Belgelerde karşımıza sıkça "hasbî" olarak çıkan kayıt, imam ve müezzin gibi görevlerin ücretini vakıf gelirinden tahsil etmeyerek karşılıksız yerine getirmeyle ilişkili görünüyor.
1.3. Vakıf Gelirleri
Osmanlı'da birçok dinî yapının inşası, hizmet ve personel masrafları için gerekli harcamaların karşılanması kent merkezlerinde kamu finansmanı ve taşınmaz gelirlere sahip vakıflarla, kırsalda çoğunlukla para vakıflarıyla karşılanmıştır. Acara'da bölgenin dağlık ve kentleşmenin sınırlı olması sebebiyle klasik dönemde büyük gelirlere sahip vakıflara rastlanmaz. Bu boşluğu avarız, nüzul ve para vakfı doldurmuştur. Para vakıflarına dayalı bu finansman ve atama usulü Osmanlı idaresinin yıkılışına kadar 19. yüzyıl boyunca varlığını devam ettirmiştir.
Buraya kadar öncelikle vakıflar ve sanat tarihi açısından değerlendirdiğimiz çok sayıda dinî yapı kayıtları bölge üzerine yapılan toplumsal tespitleri sorgulamayı gerekli kılmaktadır. Bunların başında da Acara'nın İslamlaşma süreci üzerine ileri sürülen tespitler gelir. Bu tespitler 19. yüzyılda bölgeye hâkim olan Rusya'yı bölgede etkin kılma amacıyla söylem geliştiren Rus tarih yazıcılığının Gürcü tarihçiliğine bir mirasıdır. İleri sürülen bu tezler şu şekilde özetlenebilir: Gürcü soylular kariyerlerini korumak için Osmanlı iktidarına yanaşmışlar, yerel halk da kendilerini zorlayan idareci sınıfı takip ederek veya Osmanlı idaresinin zorlamasıyla birkaç yüzyıla uzanan gönülsüz, yavaş ve geç denilebilecek bir tarihte Müslümanlaşmıştır. Neredeyse bütün araştırmalar İslamlaşmanın 19. yüzyılın başı veya ilk çeyreğinde gerçekleştiğine dair vurgulara sahiptir. Buna dayanak oluşturmak amacıyla da camilerin sahil boyundaki garnizonlar ve kentlerle sınırlı kaldığı, toplumsal direniş sebebiyle kırsal alanlara nüfuz edemediği vurgulanır. Dinî yapıların sayısal azlığı ve Acara'daki eserlerin tarihlendirilmesinde literatürden kaynaklı tarihlendirme yaklaşımları sıklıkla bu değerlendirmeleri desteklemek için kullanılmıştır.
İslamlaşmanın toplumsal bir haritasını sunan Hurufat defterlerinden elde ettiğimiz bilgiler mevcut değerlendirmeleri gözden geçirmeyi zorunlu kılmaktadır. Doğrudan halk tarafından finanse edilen dinî yapıların ve karşılıksız "hasbi" görev yapan vazifelilerin varlığı ve hatta sayısı İslamlaşmanın 19. yüzyılın başında gerçekleşmediği aksine 17. yüzyılın başı gibi çok daha erken tarihte önemli oranda merhale kat ettiği ortaya çıkmaktadır. Mevcut cami listelerinin şahitliğine dayanarak 17. yüzyılın başı ve ortası arasında Ahıska ve Acara'da kitlesel biçimde fertler, aileler ve bazen köylerin din değiştirdiği sonucuna ulaşılabilir. 17. yüzyılın ortalarına gelindiğinde fetihten elli yıl gibi kısa süre sonra İslam kitlesel din değiştirmenin sonucu olarak Acara ve Batum çevresinde birdenbire yerleşmişti.
Bu süreç sonunda Keda, Kobuleti, Şuvahev, Hulo, Helvaçavr bölgelerinin oluşturduğu Acara ve onun güneyini oluşturan Samtshe bölgesi İslamlaşırken büyük oranda Acara ile kuzeyde Guria'yı birbirinden ayıran Açkua, Kobuleti'nin Guria'ya yakın kuzey bölgesi ve Özürgeti, Çürüksu'da Kobulet, Cahat, Kvirike, Alanbar, Takmakarav, Keda, Sameba, Açkvistav, Ziraposil, Husuban köyleri toplumsal sınırı teşkil ediyordu.
2. 19. Yüzyılda İslamlaşmanın Toplumsal Boyutu
Klasik dönemin toplumsal yapısını aksettiren bu bilgiler ve döneme has bazı belgeler 19. yüzyılda Acara'da değişimin toplumsal boyutu üzerine önemli bilgiler vermektedir. Bu bilgiler 19. yüzyılda Gönye, Macahel, Yukarı Acara, Aşağı Acara'nın tamamının Müslüman toplumsal yapısı üzerine şekillendiğini teyit etmektedir. Çürüksu Kazası da Sürmene'den gelip çarşıda ticaretle uğraşan birkaç Hristiyan Rum tüccar aile dışında yine benzer toplumsal yapıya sahipti. İlginç şekilde daha görünür Hristiyan nüfusa sahip Livane'ye göre Batum, Acara ve Çürüksu neredeyse homojen bir yapıdaydı. Bölgenin güneyinde yer alan Ahısha'ya (Samtshe) kadar bu homojen yapı devam ediyordu. Kuzeyde Rusya ile siyasal sınır toplumsal sınırı da oluşturuyordu.
19. yüzyılın ikinci yarısında bölgenin Rus idaresine geçmeden önceki toplumsal durumu da cami ve mescit sayılarına bakarak belirlenebilir. 1869 Vilayet salnamesine göre Batum Kazasında 2 medrese, 2 müderris, 60 talebe, 19 cami, 4 mescid, 19 imam, 19 hatip; Çürüksu Nahiyesinde 3 medrese, 3 müderris, 52 talebe, 18 cami, 1 mescid, 18 imam, 18 hatip; Acara-i Sufla Nahiyesinde 3 medrese, 3 müderis, 55 talebe, 55 cami, 38 mescid, 3 imam, 38 hatip; Acara-i Sufla Nahiyesinde 5 medrese, 200 talebe, 28 cami, 5 mescid, 28 imam; Macahel Nahiyesinde, 4 medrese, 40 talebe, 29 cami, 30 imam, 29 hatip bulunmaktaydı. Bölge hakkında istihbarat bilgisi aktaran Rus "Kafkas" gazetesi de yaklaşık aynı oranları vermektedir. Rus idaresine geçtiğinde Batum, Gönye, Acara ve Çürüksu az sayıda gayrimüslim dışında merkezinde Müslümanların olduğu homojen yapısını devam ettiriyordu.
Sonuç
Bu incelemede Hurufat defterlerindeki kayıtlardan hareketle Acara çevresinde yapılan dinî eserler incelenmiştir. Bölgede İslamın yayılmasıyla birlikte birçok dini yapı inşa edilmiştir. Batum, Acara ve Macahel çevresinde kurulan vakıf eserlerin kurucularının büyük çoğunluğunu köylüler, bunlar dışındakileri ise şeyh, ağa, efendi ve tüccar gibi toplumun üst tabakasına mensup kişiler oluşturuyordu. Kurulan vakıflar arasında cami ve mescit gibi dinî yapılar çoğunluktadır. Cemaatin artması ve mescitlerin yetersiz kalması durumunda, bazı mescitler hayır sahibi kişiler ve köy halkı tarafından yeniden inşa edilmiştir. Camiler ve camilerde görevli kişilerin masraflarını karşılamak üzere hayırsever kişiler tarafından birçok para vakfı da kurulmuştur. Vakfedilen bu paralar İslam hukukuna uygun şekilde düzenlenmiş bir çeşit gelir sistemiyle başkalarına borç verilerek değerlendirilmiş ve elde edilen gelirler, dinî ve sosyal yapıların bakım ve onarımlarının sağlanması ve hizmet personelinin maaşlarının karşılanması için harcanmıştır.
Hurufat kayıtlarında atamalarla ilgili usulsüzlükler ve köylüler arasında mevcut çekişmeler hakkında da önemli bilgiler bulunmaktadır. Vakıflardaki görevliler içinde sayı itibarıyla en fazla görevli grubunu imam, hatip, müezzin ve mütevelliler oluşturuyordu. Kazalarda dinî kurumlarda hizmet gören görevliler paşa, kadı, naib ve bazen de mütevelli arzı ile atanıyorlardı. Bu görevlere getirilen kişilerin sık sık köylüler tarafından seçildiği de tespit edilmektedir.
Hurufat defterlerinin belki de en dikkat çekici yanı bölgenin İslamlaşma süreci hakkında bilgi vermesidir. Bu kayıtlardan hareketle toplumsal bir okuma yapılarak Acara'da İslamlaşma süreci üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bölgede daha 18. yüzyıla tarihlendirilen çok sayıda cami kaydı, İslamlaşma sürecinin Rus ve Gürcü tarihçilerin iddia ettikleri gibi 19. yüzyılda başlamadığını daha erken tarihlerde sürecin tamamlandığını göstermektedir. Hatta süreç halk tarafından yaptırılan camiler ve "hasbi" olarak görev yapan çok sayıda imam hatibin de işaret ettiği gibi en azından bundan yüzyıl önce yani 17. yüzyılın başı ile ortası arasında bitmiş olmalıdır. 17. yüzyılın ortalarında fetihten elli yıl gibi kısa süre sonra İslam kitlesel din değiştirmenin sonucu olarak Acara ve Batum çevresinde birdenbire yerleşmişti. İslamlaşma, büyük bir hız ve kitlesellikle birlikte 50-70 yıllık bir sürede toplumsal kabulle gerçekleşmiştir. Bölgede görülen hızlı ve kitlesel İslamlaşmanın temel motivasyonu daha geniş incelemeler gerektirdiğinden bu araştırmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Ancak defterlerde buna dair bazı ipuçlarına rastlanmaktadır. Hızlı İslamlaşma süreci ancak toplumsal bir sebebe dayandırılabilir ki o da bölgede geçerli feodal düzen ile yakından ilgili olmalıdır. İslam yerel beylerin zorlamasından ziyade halkın gösterdiği ilgiyle yayılmıştır. Bölgedeki İslamlaşma sürecinde Anadolu'nun birçok yöresinde önemli roller üstlenmiş olan tasavvufun etkisine rastlanmaz. Ancak Ahmediye medresesinin önemli roller üstlendiğini düşündürtebilecek bazı işaretler bulunmaktadır. Konunun Tahrir defterleri de göz önünde bulundurularak ayrı bir incelemeye konu yapılması İslamlaşma sürecinin aydınlatılmasına yardımcı olacaktır.
Atıf: Bay, Abdullah. "Acara'da İslamlaşma: Vakıflar Üzerine Toplumsal Bir Okuma Denemesi". Van İlahiyat Dergisi 11/18 (Haziran 2023), 78-121.